Livre · Falaka
Page 2 sur 14
Auteur: Ömer Seyfettin
Temps0:00
Vitesse (WPM)0.0
Précision100.0%
Clique sur démarrer puis tape exactement les lignes. · Retour arriere desactive — continuez meme apres une erreur.
Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendi'nin ihtiyar eşeğiydi. Siyah,
huysuz, inatçı bir hayvan... Her sabah bizim gibi erkenden
mektebe gelir, akşama kadar kalır; evlerimizden nöbetle
getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol
taraftaki abdestlik sundurması altında yavaş yavaş yerdi. Ona su
vermek, onu tımar etmek mektepte bir imtiyazdı. Hoca Efendi'ye
kim yaranırsa bu mükafatı kazanırdı. Mektebin kapısına dar, taş
bir merdivenle çıkılırdı. İçeri girilince ta karşıya Hoca
Efendi'nin rahlesi gelirdi. Rahlenin önünde top yavrusu, müthiş,
tuhaf bir tüfek gibi, siyah kayışlı, ağır falaka asılı dururdu.
Hepimiz kırk çocuktuk. Kızları birkaç ay evvel bizden ayırarak
başka yere kaldırmışlardı. Sınıf taksimi filan yoktu. Elifbe'yi,
Amme'yi her şeyi bir ağızdan okuyor, rakamları bir ağızdan
sayıyor, bir ağızdan ilahi söylüyorduk. Bütün derslerimiz
yeknesak umumi bir bestenin, manalarını asla anlamadığımız
güfteleriydi.
Clique sur démarrer puis tape exactement les lignes.
Non démarré