本 · Namus
8ページ中2ページ
著者: Ömer Seyfettin
時間0:00
速度 (WPM)0.0
正確性100.0%
スタートを押して行を正確に入力してください。 · バックスペース無効 — エラー後も続行してください。
Penceresiz arabanın içi tıpkı bir kutu gibiydi. Köşesinde küçük
bir fener, sarı, ziyasıyla cidarlardaki gölgeleri titretiyordu.
Mahkum susmuyordu.
Tüfeğini yanına dayayan sakallı jandarma, tabakasından bir cigara
sarıyordu. Güldü: - Yarım saat sonra ısınırsın! diye başını
salladı. Konuşmaya başladılar. Bozuk kaldırımların sarsıntısı ha
bire sözlerini kesiyor, ikiye bölüyordu: - Hamama mı gidiyoruz? -
Hamama ama senin bildiğin hamam değil... - Nasıl?.. - Sabunu var,
suyu yok... - Benim abdestim var be ağam, niye beni hamama
götürüyorsunuz? - Abdestini bozdurmak için! Mahkum, jandarmanın
alayından bir şey anlamıyordu. Sustu. O susunca, jandarma sormaya
başladı: - Ulan senin kabahatin neydi? Mahkum, yarasına
dokunulmuş bir adam gibi haykırdı: - Namus, bre ağam, namus,
namus, namus! Yerinden kalkıyor, çırpınıyordu. Bu namus heyecanı
jandarmanın canını sıktı: - Ulan, Çingene'de namus olur mu? dedi.
- Neye olmasın ağam, Çingene insan değil mi? - Karını başkasıyla
mı yakaladın? - Hayır. - Kızını mı yakaladın? - Hayır. - Öyleyse
niçin "namus, namus" diye bağırıp yırtınırsın. Ne oldu ki
bakayım?.. Mahkum Çingene, felaketini hatırladı.
スタートを押して行を正確に入力してください。
未開始