Ksiazka · Kaşağı
Strona 2 z 7
Autor: Ömer Seyfettin
Czas0:00
Predkosc (WPM)0.0
Dokladnosc100.0%
Nacisnij start i wpisz linie dokladnie. · Backspace wylaczony — pisz dalej nawet po bledzie.
Bu demir aleti hayvanın üstüne sürter, fakat o uyumlu tıkırtıyı
çıkaramazdım.
- Kuyruğunu sallıyor mu?
- Sallıyor.
- Hani bakayım?..
Eğilirdim, uzanırdım. Lakin atın sağrısından kuyruğu görünmezdi.
Her sabah ahıra gelir gelmez, - Dadaruh, tımarı ben yapacağım,
derdim. - Yapamazsın. - Niçin? - Daha küçüksün de ondan... -
Yapacağım. - Büyü de öyle. - Ne vakit? - Boyun at kadar olduğu
vakit. - ..... At, ahır işlerinde yalnız tımarı beceremiyordum.
Boyum atın karnına bile varmıyordu. Halbuki en keyifli, en
eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının muntazam tıkırtısı Tosun'un
hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül
gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman
Dadaruh, "Höyt.." diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki
atları tımara başlardı. Ben bir gün yalnız başıma kaldım.
Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek
hırsı uyandı. Kaşağıyı aradım, bulamadım. Ahırın köşesinde
Dadaruh'un penceresiz küçük bir odası vardı. Buraya girdim.
Rafları aradım. Eyerlerin arasına falan baktım. Yok, yok! Yatağın
altında, yeşil tahtadan bir sandık duruyordu. Onu açtım. Az daha
sevincimden haykıracaktım.
Nacisnij start i wpisz linie dokladnie.
Nie rozpoczeto