Diller

Klavye

Sayfa 17 / 23

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Sadrazam, Muhsin Çelebi'yi yemeğe de alıkoymak istedi. Muvaffak
olamadı, giderken onu ta sofaya kadar teşyi etti.
����
......Altı ay içinde Muhsin Çelebi büyük çiftliğini, mandırasını,
evini, dükkanını, bahçesini, bostanını rehine koydu. Tüccarlardan
para topladı. Atlarını, hademelerini düzdü. Bunların hepsi
hakikaten emsali görülmedik derecede muhteşemdi. Dönüşte yedi bin
liraya iade etmek şartıyla Toroğlu'ndan meşhur Pembe İncili
Kaftan'ı da aldı. Genç karısıyla iki küçük çocuğunu akrabasından
birinin evine bıraktı. Altı aylık nafakalarını ellerine verdi.
Sonra padişahın namesini koynuna koyarak yola düzüldü. Konak
konak ilerledikçe bu yeni elçinin debdebesi, daratıgösterişi,
hele incili kaftanının şöhreti bütün Anadolu'dan geçerek Şah
İsmail'in diyarına taşıyordu. Muhsin Çelebi bir gün Tebriz
kalesine büyük bir ihtişamla girdi. Bu küçük payitahtın süse,
darata, renge, ziynete meftun halkı, İstanbul elçisinin kaftanını
görünce şaşırdılar. Şehir, saray, bütün encümenler kaftanın
hikayesiyle doldu. Şah İsmail "Pembe İnci"yi yalnız masallarda
işitmiş, daha nasıl şey olduğunu görmemişti.

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı