Kitap · And
Sayfa 10 / 16
Yazar: Ömer Seyfettin
Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.
Mustafa Mıstık, Arabaya kıstık, Üç mum yaktık, Seyrine baktık!
Diye bağrışırlar, ellerini yumruk yaparak(-arak, zarf fiil)ona
karşı dururlardı. Mıstık hiç kızmazdı. Gülerdi. Biz de, bazen bu
beyitleri bağırarak(-arak, zarf fiil)tekrarlar, eğlenirdik.
Bu iki minimini beyit, benim hayalime bile tesir etmişti.
Rüyamda, birçok arsız kızın onu büyük bir muhacir arabasına
sıkıştırarak(-arak, zarf fiil),etrafına üç mum yakarak(-arak ,
zarf fiil)seyrine baktıklarını görürdüm. Niçin Mıstık öyle uslu
dururdu. Niçin birden fırlayıp(-ıp, zarf fiil)bu kızlara birkaç
tokat atmaz(-maz, sıfat fiil), sıkıştığı() katran kokulu arabadan
kurtulmazdı? Hepimizden kuvvetli o idi. Sanki adı gibi her tarafı
yuvarlaktı; başı, kolları, bacakları, vücudu... Hatta elleri...
Bütün çocukları güreşte yenerdi... Yazın, her Cuma sabahı, büyük
bir deste söğüt dalı getirirdi. Bu dallardan kendimize atlar
yapar, cirit oynar(-ar, sıfat fiil), yarışa çıkardık. Yarışta da
hepimizi geçerdi. Onu hiçbirimiz tutamazdık. İşte yine böyle bir
Cuma günü, Mıstık söğüt dallarıyla geldi. Ben en uzununu kendime
ayırdım. Öbürlerini çocuklara dağıttım. Bir çakı ile bu dalların
ucunu keser(-er, sıfat fiil), kabuklarından iki kulak, bir burun
çıkartır, tıpkı bir at başına benzetirdik.
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.
Başlatılmadı