Kitap · Başını Vermeyen Şehit
Sayfa 14 / 20
Yazar: Ömer Seyfettin
Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.
Nefesi tutuldu. Şaşırdı. Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu.
Kendi kellesini götüren zırhlı şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir
vuruş vurdu ki...Lain hemen yüksek atından tepesi üstü
yuvarlandı. Götürmek istediği baş elinden yere düştü. Deli
Mehmed'in başsız vücudu canlıymış gibi eğildi. Yerden kendi kesik
başını aldı. Hemen oracığa, yorgun bir kahraman gibi, uzanıverdi.
Bunu Kuru Kadı'dan başka kimse görmemişti! Herkes kaçan düşmanı
kovalıyordu. Yalnız Deli Hüsrev: - Yüzün ak olsun, ey
celâsınyiğit! diye bağırdı. Sonra Kuru Kadı'ya doğru
koşarak sordu: - Nasıl, gördün mü bu civanı? - ..... - Görmedin
mi? - ..... Kuru Kadı sesini çıkaramadı. Gördüğü harika onu
dondurdu. Olduğu yerde öyle dimdik kaldı.Grijgal Kadısı, meşhur
destanında gördüğü bu bersamı (hallucination) yazarken yalan
söylemediğine şöyle yemin eder:Değilim Hak bilür bu sözden
kezzâbBi-hakkı Mustafâ ve âl-i ashâb
Sanki ölmüştü. Deli Hüsrev onu hızla sarstı. - Ne durursun be,
can!
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.
Başlatılmadı