Diller

Klavye

Sayfa 1 / 9

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Akdeniz'in, esatir yuvası nihayetsiz ufuklarına bakan küçük tepe,
mini mini bir çiçek ormanı gibiydi. İnce uzun dallı badem
ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyor,
ilkbaharın tatlı rüzgarlarıyla sarhoş olan martılar, çılgın
naralarıyla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş
bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki
zeytinlik, ta vadiye kadar iniyordu. Bağın ortasındaki viran
kulübenin kapısız medhalinden bir ihtiyar çıktı. Saçı sakalı
bembeyazdı. Kamburunu düzeltmek istiyormuş gibi gerindi. Elleri,
ayakları titriyordu. Gök kadar boş, gök kadar sakin duran denize
baktı, baktı. - Hayırdır inşallah! dedi. Duvarın dibindeki taş
yığınlarına çöktü. Başını ellerinin arasına aldı. Sırtında yırtık
bir çuval vardı. Çıplak ayakları topraktan yoğurulmuş
sanılacaktı. Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını
kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye dikkatle
baktı. Fakat görünürde bir şey yoktu.
����

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı