Diller

Klavye

Sayfa 17 / 22

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Hacı Kasap, kesilecek kolun diyetini hakime saydığı gün, Koca
Ali'yi arkasına taktı. Dükkana getirdi. Bu adam gayet titiz,
gayet huysuz, gayet berbat bir ihtiyardı. Hiç durmadan dırdır
söylenirdi. Hasisliğinden şimdiye kadar bir hizmetçi, bir çırak
tutamamıştı. Koca Ali'yi eline geçirince hemen dükkanının
köşesinde bir set yerleştirdi. Üstüne bir şilte koydu. Geçti,
oraya oturdu. Her şeyi ona yaptırmaya başladı. Ama her şeyi...
Sabah namazından beş saat evvel şehirden iki saat ötedeki
mandırasından o gün satılacak koyunları ona getirtiyor, ona
kestiriyor, ona yüzdürüyor, ona parçalatıyor, ona sattırıyor...
Ta akşam namazına kadar durmadan emirler veriyordu. Zavallıya
verdiği yalnız bulgur çorbasıydı. Bazen kendi artıklarını köpeğe
verir gibi önüne atardı. Geceleri dükkanı baştan aşağı yıkatıyor,
uykuya yatırmadan ertesi sabah için koyun getirmek üzre
mandırasına yolluyordu. Odununu bile ormandan ona kestiriyor,
suyunu ona taşıtıyor, her işi, her işini ona gördürüyordu.

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı