Kitap · Diyet
Sayfa 18 / 22
Yazar: Ömer Seyfettin
Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.
Hatta evinin bahçesindeki lağım kuyusunu bile ona ayıklattı.
Koca Ali sade suya bulgur çorbasıyla bu kadar zahmetlere yıllarca
göğüs gerebilecekti. Fakat Hacı Kasap'ın ikide bir: - Ulan
Ali!... Kolunun diyetini ben verdim. Yoksa çolak kalacaktın!...
Diye yaptığı iyiliği tekrarlamasını çekemiyordu. Bir gün, iki
gün, üç gün dişini sıktı. Durmadan çalıştı. Gece uyumadı. Gündüz
koştu. Efendisinin karşısında elpençe divan durdu. Yine: -
Kolunun diyetini ben verdim. - ... - Şimdi çolak kalacaktın,
ha... - ... - Benim sayemde kolun var. - ... Hacı Kasap, adeta bu
sözleri "aferin" tarzında diline pelesenk etmişti. Her emrinin
icrasından sonra kır sakallı, çirkin, sıska suratını ekşiterek,
mavi çukur gözleriyle onu tepeden tırnağa kadar süzer, "Aklında
tut, benim esirimsin!" der gibi verdiği diyeti hatırlatırdı. Koca
Ali susar, kalbinin yırtıldığını, göğsüne sıcak sıcak bir şeyler
yayıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının
attığını duyardı.
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.
Başlatılmadı