Diller

Klavye

Sayfa 7 / 14

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Beş dakika sonra kalfa geldi. Korkunç bir sahne başladı. Sopayı
biri bırakıp biri alıyordu. Nöbetleşe falaka tutuyorduk. Hepimizi
sıra dayağına çektiler. Bu günden sonra Hoca Efendi esneme ile
hapşırmayı en büyük kabahat sayıyordu. Hele hapşırmak...Kazara,
kendiliğinden hapşıranı, "Benimle eğleniyor musunuz?" diye yere
yıkıyor, bayıltıncaya kadar dövüyordu. Aksi gibi, benim hiç
durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum. Birkaç defa
bunun için dayak yedim. Hoca Efendi dayağı bitirince bütün
kuvvetiyle rahlesine vuruyor: "Kim hapşırırsa, şart olsun ki
öldürünceye kadar döveceğim! diye haykırıyordu. "Şart olsun, kim
hapşırırsa..."
"Şart olsun!" Bu nasıl yemindi? Evde anneme sordum. Başını
salladı. Gözlerini açtı: "Çok büyük yemin!" dedi. "Yalan yere bu
yemini eden çarpılır mı?" "Hayır." "Ya ne olur?" "Daha fena."
"Nasıl?" "Karısı boş düşer."

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı