Diller

Klavye

Sayfa 8 / 14

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

İyice anlamadım. Ama bu yeminin dehşetini mektepte çocuklara
etrafıyla söyledim. Artık hep, evli adamlar gibi, yalan-doğru,
biz de "Şart olsun!" yeminine başladık. "Vallahi, billahi!"
unutuldu. Hoca Efendi de her sabah rahlesine çökerken hiç
unutmuyor: "Kim hapşırırsa, şart olsun, öldürürüm!" diye
tekrarlıyordu.
����
Bir gün öğle paydosundan sonra içeri girdik. Her vakitki gibi
derin bir uğultu... Ben baktım, Hoca Efendi dalmış uyuyor! Hemen
ayağa kalktım. Çocuklara, işaret parmağımı dudaklarıma götürerek,
"Susunuz!" işaretini verdim. Ses seda kesildi. Hepsi ne
yapacağıma bakıyordu. Gözüme rahlenin üzerinde, kapağı açık duran
bir tabaka kadar büyük enfiye kutusu ilişmişti. Yürüdüm,
ayaklarımın ucuna basarak yaklaştım, kutuyu aldım. İçindeki
enfiyeleri cüzümün arasına boşalttım. Kutuyu yine açık olarak
yerine bıraktım. Çocuklar çekmek için etrafıma toplandılar.
"Hayır, biz çekmeyeceğiz" dedim. "Sonra hapşırırız. Uyanır." "Ya
sen ne yapacaksın?" "Görürsünüz..." "Ne yapacaksın, ne
yapacaksın?" "Söylemem diyorum. Çok güleceğiz."

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı