Diller

Klavye

Sayfa 4 / 16

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Nasıl sokaklardan, kiminle giderdim? Bilmiyorum... Mektep bir
katlı, duvarları badanasız idi. Kapıdan girilince(-ince,zarf fiil
)üstü kapalı bir avlu vardı. Daha ilerisinde küçük, ağaçsız bir
bahçe... Bahçenin nihayetinde ayakyolu, gayet kocaman abdest
fıçısı... Erkek çocuklarla kızlar karmakarışık otururlar, beraber
okur(), beraber oynarlardı. "Büyük Hoca" dediğimiz, kınalı, az
saçlı, kambur, uzun boylu, ihtiyar, bunak bir kadındı. Mavi
gözleri pek sert parlar(-ar,sıfat fiil), gaga gibi iri, sarı
burnu ile, tüyleri dökülmüş(-müş,sıfat fiil) hain, hasta bir
çaylağa benzerdi. "Küçük Hoca" erkekti. Büyük Hoca'nın oğlu idi.
Çocuklar ondan hiç korkmazlardı. Galiba biraz aptalca idi. Ben
arkadaki rahlelerde, Büyük Hoca'nın en uzun sopasını
uzatamadığı() bir yerde otururdum. Kızlar, belki saçlarımın açık
sarı olmasından(), bana hep "Ak Bey" derlerdi. Erkek çocukların
büyücekleri ya ismimi söylerler yahut "Yüzbaşıoğlu" diye
çağırırlardı.

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı