도서 · Falaka
14페이지 중 10페이지
저자: Ömer Seyfettin
시간0:00
속도 (WPM)0.0
정확도100.0%
시작을 누르고 줄을 정확히 입력하세요. · 백스페이스 비활성화 — 오류 후에도 계속 입력하세요.
Akşam yaklaştı. Hoca Efendi kollarını indirdi. Çoraplarını,
mestini giydi. Cübbesini omuzuna aldı. Hep bir ağızdan, kerrat
cetvelinin tegannibir ahenkle inleme, genizden ses çıkarma sinden
sonra ilahiye başladık. Ben nihayete doğru yanımdaki çocuğu
dürterek kalktım. O da kalktı. Ellerimizi kaldırdık. Hoca Efendi
bağırdı: "Ne var?" "Abdurrahman Çelebi'yi hazırlayalım mı?"
"Haydi, pekala, çabuk!"
Kapıdan çıktık. Her akşam Hoca Efendi'nin izin verdiği iki çocuk
önden çıkar, eşeğin yularını, semerini vururdu. Taş merdiveni
koşarak indik. Abdurrahman Çelebi, yiyemediği otların üstüne
uzanmış yatıyordu. Tekmeleyerek kaldırdık. Yularını, semerini
vurduk. Artık ilahi sesleri kesilmişti. Ben cüzdanımdan içi
enfiye dolu kağıt boruları çıkardım. Yavaşça eğildim. Abdurrahman
Çelebi daha bir şey anlamıyordu. Bu borulardan bir tanesini bütün
kuvvetimle burnuna üfledim. Genzine bir tabanca sıkılmış gibi
şaha kalktı, ikinci boruyu üfleyemedim. Yularından tuttum.
Sıçrata sıçrata taş merdivenin önüne doğru götürdüm. Öteki çocuk
yanımdan geliyor, gülmemek için eliyle ağzını tutuyordu. Hoca
Efendi cübbesini giymiş, vakarla yavaş yavaş merdivenlerden
iniyordu. Çocukların hepsi bir turna dizisi gibi arkasından
iniyorlardı. Eşek şaha kalkıyordu. "Ne olmuş bu hayvana?" "Bilmem
efendim, uyuyordu..." "Gemini yanlış vurmuşsunuz." "Hayır."
"Getirin bakayım."
시작을 누르고 줄을 정확히 입력하세요.
시작 안 됨